eee ben şimdi nereden başlayayım?

Yüzyıllar geçti, evvel zaman geride kaldı. Mevsimler koştu falan takvimler çıldırdı. Öyle hissediyorum ancak bütün bunlar olurken merak etmeyin hiç yaşlanmadım!! Tersine 25'den geriye saymaya başladım. Nasıl mı oldu bir türlü anlayamadım.

Yahu en son 22 diyordum eskiler  bilir, bir rakamın izini sürüyordum. Uzaktan izlemeyi bıraktıktan sonra baya baya peşine düşüp takip etmeye başlayınca ben; kişiler, mekanlar, duygular, şehirler, ülkeler, diller, dinler, bayağı uzaklaşmışım. Trenden trene şehirden ülkeye bir bir an ve an takip ederken bir baktım aman tanrım üç yıl geride kalmış  unutmuşum bir takım işlevsel şeyleri!!! Okul bitmiş falan evlenmişim.... şaka...şaka.

Neyse çok özledim.
Yazmayı.

Bir şeyler yazabilmek için, çizebilmek için  üretmek için bir şeyler gerekiyor doğal olarak. Bundan yaklaşık dört yıl önce error vermiştim. Sonrasında biriktirmeye başladım derken dalmışım. Ne gördüysem, duyduysam, hissettiysem herşeyi biriktirdim. Kayıt altında aldım. Her- şeyi aklınıza gelebilecek her-şeyi. Tarafsız ve objektif! Eee ne olacak şimdi, ne yapacağız bir şekilde cepleri boşaltalım o zaman hep birlikte. Tazeyken en yakınlarıma dostlarıma bayağı döktüm, dediler ki nehir yet-her! Abi git yalvarıyoruz yaz artık yaz eskisi gibi fakat kabus gibi aktarma -biz hariç diğerleri senin sözlüğünü bilmedikleri için dünyanın en saçma metnini okuduklarını düşünebilir. Haklılar. Çok haklılar.

Eee iyi de ne yazacağız şimdi, siz okuyacaksınız falan?


Hiçbir fikrim yok şuan derken 1433 karakter olmuş neyse eeee 22'ye ne oldu diyen olduysa içinden birileri,kocaman sarılıyorum! Anlatacağım, anlatacağım...... Anlatırken tezimi bulacağım!
Sizde sıkılırsanız ara ara uğrayın buraya, kafanız dağılır.

Öpüyorum çok!




düşünsene bir an "deli değilsin"


Yürüyorum. Yolun sonu nereye varacak ilk kez göremiyorum çünkü ilk kez yabancıyım şehre, insanlara, bakışlara, konuşulanlara,ülkeye.. Kaybolmak için değil de kaybolmuşluğun içinde yürüyorum sırtımda evimi taşıdığım çantamda yok bukez. Ruhum ilk kez bu kadar kaybolmuş, telaşsız, yalnız ve özgür. Yürüyorum, bir-iki şarkıyla. Adımlarım tüy kadar hafif. Ayakkabılarım ağır. Ruhum berrak. Diyorum ki; işte nehir tam olarak hayal ettiğin noktadasın. Biraz evsiz, biraz pasaklı, çokça yabancı, özgür, bir başına. Kendinle.

Beni sadece ben-imle paylaşmak ne kadar bencil olabilir, bende ki tanımla?
Fikirlerimi kimseyle paylaşmak zorunda değilim, değilsin
En iyi anlayacak bir -ben varken beni,
İki bedende "bir" olmak ne kadar da acısız,kolay

Demişti ki tek sevdiğim hocam "Da Vinci düşün ki mutlu bir insandı, evli, çoluk çocuk torun torba sahibiydi nehir, mükemmel bir eşi var, yaşamı eşsiz bir çizgide, zihin hareketleri bir memurla eş değerde, bu heriften mona lisa çıkar mıydı? Hissetmek için sanırım sadece yaşamak gerekiyor."

Benim gibilere hissetmek için nefes almak yetmiyor! Evet yaşamak gerekiyor. Kendimi, iç sesime; cümlelerle destek arayışında değilim, sadece yani sadece siktir etsene.
Derin düşüneceğim konu bir -ben olayım,
Bırakın bende biraz yaşamdaki varlığımı-yerimi ve gayemi düşünerek bırakın da biraz haklı bencilliğimi yaşayayım!

Yürüyorum..dümdüz bir yol.. koşmak yerine bu kez yürüyorum. ağır ağır atıyorum adımlarımı. acelem yok. olmamıştı da hiçbir zaman. geçmişten geliyorum. geleceğe gitmiyorum. sadece yürüyorum. kendini zamanında kurduğum uzun ve anlamsız bir cümle gibi hissediyorum
düşünce arıyorum zihnimde.
fısıldamak yerine bu kez bağırıyor sessizlik. bende dinliyorum.
boşluğa atıyorum sanki adımlarımı. yolun sonu nereye varacak diyemiyorum çünkü adımlarım o kadar yetemeyeceğinin farkındayım, bedenim yorgun, gülümsüyorum.
bu son, benim son'um değil, biliyorum.

ama attığım her adımın başlangıcım olduğunu  bilmiyor değillim!



Değerler Öldü, Etik ise tecavüze uğradı, Şerefe !!

Yazmıyorum. İçimden gelmiyor. Oysa ki hayatımın ishal olmuş bir dönemindeyim. Kelimelerim ziyan olmuş, cümlelerimin midesi bozulmuş habire sıçıyorum. İlişkiler silsilesi. Yargılar. Ön olan yargılar. Doğru yanlış-lar. Yüzler. Ne bileyim yahu. Mecalim yok. Kaidesiz ve değersiz. Eğer ki okuyorsan siktir-et kapat sayfayı. İnan ki Canımda sıkılacak yer kalmadı... Yoruldum desem o da değil. Hissiz . Ya da sadece şuan için. Neyden bahsetmeli. Ne istersin? Sen sor ben cevaplayayım. HAHA peki tamam.

DEĞERLER


Sana birşey söyleyeyim mi, değerler intihar etti... Değerler ölünce malum ilişkilerde göt gibi ortada kaldı. Nasıl mı oldu bu olaylar... Abi şöyle ki her birey her kişilik kendi içinde evrim geçirdi. Şahışlar teknoloji ve yaşam standartları altında ezildi. Zihinler error verdi. "Suni yaşam" içinde nefessiz kaldı ve deforme olmaya başladı. Delirdi. Her önüme gelen kendini mesih ilan etti. Her birey kendini dünyaya yol gösteren olarak gönderildiği kanaatinde zehirlendi. Her birey kendini diğerlerinden "en özel" olarak görmeye başladı. "En güzel" vesaire daima en zirvede olduğu düşüncesinde bir diğer yanındakini sıfatsızlaştırarak sidik yarışında kendini kazanan ilan etti. Kıyaslar yarışında, her birey kendi ruhunda daima kazanan oldu.  Farklıyım düşüncesinde zehirlenerek  "DEĞERLERİ" öldürdü abi. Herkes mesih, seçilmiş, kusursuz ve daima içinde bulunduğu ortamda EN oldu. Etik tecavüze uğradı. Okuyan düşman kılıklılar diyecek ki sen ne bokumsun ? Nasıl mı tahmin ediyorum çünkü bu kadar b-a-s-i-t. Ben, beni siktir-et. Ben uzaylıyım yahut yaratık yada değersi biçimsiz ne canın isterse yada bir koala fark-etmez. Çünkü konu ben değilim. Sizler siniz. Bekle bir dakika sigaramı sarayım.


İnsanoğlu doğuştan muhalefet. Çünkü ruhuna tezat gelen herşey hayır. Bir diğer düşünce kesinlikle egoya ve oturmamış kişiliğe ters. Yahut bireyin yaşamadığı-deneyimlemediği herşey düşüncede karşı birey için muhalefet duygusu... Bunu anlayan SAYGI varya ne olmuş biliyormusunuz Orospu olmuş. O yüzden değer yargıları, saygıyı ve etiği kaybetmiş insanlarız. Yani BENCİL.  Sonucunda ne mi olacak. Birbirimize sevgi duymayan duyarsız insanlar olarak topluluk olarak; kafamızda füzeler uçuşacak, cayır cayır patlayacağız. Bütünden parçaya yok-olacağız. İçimizdeki enteresan ruh zehirlenmesi yine kendi içimizde bizi sikecek. Çünkü SEVMİYORUZ birbirimizi. Sidik içinde boğuluyoruzç Çünkü ACİZ zihniyetlerde kayboluyoruz.. Sikerim komşumu sınıf arkadaşımı dostumu onu bunu... Son zerreye kadar şişireyim ego-mu. Şişireyim ki sağlam patlasın götümde acısı sağlam olsun. O yüzden şerefe. Şerefe benim kinayelerime, senin varlığına benim yokoluşuma, maziye- geleceğe....  ŞEREFE yarraaaaaaammmmm. Çünkü BANANE değil mi? İletişim değer,saygı, etik ve sevgisizlik ile birleşince çünkü  netice banane... Ne yapacağız peki hiçbir-şey. Çıkarlar yetttiğince devam. Çıkar demişken neyin çıkarı? Ego-nun. Paranın? Ah sıkıldım. Bir bira daha rica  edebilir miyim? "Nehir yine götü kaybetti" Hayır bebeğim SANA O DERECE KATLANAMIYORUM içmeden. Ne kadar da benziyoruz bak BİZ. Hepimiz... Kitap okumaktan daha pratik bir hal aldı zihniyetleri okumak..


Kabullenilmeyen BEN-likleri görmekten o kadar sıkıldım ki. O kadar. 

CANIMDA SIKILACAK YER KALMADI

NE? NE? NE???

Hiç sevmediğim ama tek sevdiğim bir insan demişti ki günün birinde ; ömrün boyunca yalnız kalacaksın, evinde resimlerin bütün çalışmalarınla oturup şarap içeceksin, kimmse görmeyecek neler yaptığını, sen hep şarap içeceksin -kendinle beraber." Onu neden sevmiyorum biliyor musunuz? Acımasızca savuruyor beynini.. Onu neden seviyorum biliyor musunuz, çünkü başka insan -seçenek bulunmadığı için..Şu son iki cümlem bile lanet olsun ki onu haklı çıkarıyor.

Geçmiş, kocaman bir anı. Kocaman anılar ise; ağır. Gelecek sadece olasılıklar silsilesi. Realiteye göre sonsuz geride yaşıyoruz güneş ışınları 'dünya' adındaki gezegene ulaşıncaya kadar. Bu durumda biz insancıkların geçmiş-gelecek senaryosu kaidesiz kalıyor. Bütün suç güneş ışınlarının bence..


Cevap arıyorum ben. Sorusu olmayan cevap. Anladınız mı? Yani yalnız şarap içen tek başına bir 'cevap' arıyorum. İnsan gibi düşünün cevap'ı. Ahbap yada kankiniz gibi. Dalga geçerdiniz onunla değil mi.. Ne biçim şeysin lan sen 'sorun' yok. Cevapsın ama hahahahah. Mesela düşünün ki bar masasına oturdunuz yanınızda dostunuz cevap, oturuyor içiyorsunuz beraber. Sen diyorsun ki; Dostum cevap lazım bana bu hayatta. O da diyor ki; bana da soru lazım işte oğlum... Sonra tokuşturuyorsunuz, siz iki bilinmeyen.. Biriniz aradığınız yanındaki cevaba, diğeriniz bulamadığı sorusuna... Yaşam bu kareden ibaret bir komedya bence şuan günümüzde.. Dışarıdan böyle böyle bilmem ne. İçerden olayın aslı; şöyle böyle.. Sikerim içeriyi-dışarıyı be! NE.NE.NE ??? Artık gördüğünüz gibi bir konu da yok ortada. Ne sosyoloji, ne felsefe, sanat tarihi, mitoloji, epistemoloji ne de metafizik ne de sembolik mantık ne de SANAT bazen ruhun karmaşası içinde bir 'HİÇ' kalıyor. Her şeye bir kavram yapıştırması var oysaki; psikanaliz hemen diyecek XANAX! Bende diyeceğim siktir-git sürtük! Junkieler diyecek ki; LİNE evet LİNE! Diyeceğim ki hayır bu da değil. NE Mİ? Eee bende onu soruyorum ya SORU YOK? Cevap ÇOK. Hayır-hayır-hayır.  

BULANTI


Dünya dönüyor zihnimle beraber. Gıdıklanıyor, sallanıyor bilincim. Bu bir ihtiyaç benim için; dönen dünya düşüncesi ile sarhoş zihnimin uyum sağlaması gerekiyor. Benim dünyayla aramda kurduğum bağ, belki de sarhoşluktan geçiyor. Fakat burada farklı olan kanımda alkol dolaşmıyor. Dolayısıyla alkolik değilim? Peki ya neydi bu sarhoşluk hali. Hadi en başa gidelim, acele etmeyin.

Dünya dönüyor, zihnimizle..Gıdıklanıyor...hayır hayır bu değil. Daha geriye. SERMEST.. hayır biraz daha geri... Evet seni bu yazıyı okumak için tıklamaya iten rastlantıyla, benim tam şuanda senin okuyacağın bu yazıyı yazdığım çoklu zamana gidelim diyorum. Yazının varlığı, dolayısıyla benim ortaya döktüğüm düşünceler senin rastlantısal okuman ile gerçekleşsin. Ve ben tanımadığım bir karakter ile bu yarattığım çoklu zamanda iletişime geçeyim. Şunlardan bahsedeyim; gecenin şu vaktinde resim yapmıyorum, yazıyorum evet çünkü parmaklarım ile avuç arasında kalan kısım su topladı ve şişti. Tüm gün boyunca gaz betonla yontmaya çalıştığım heykel yüzünden şuan fırça tutamıyorsam, bende yazı yazarım dedim. “Rahatsızım” çünkü illa birşeyler yapmam gerekiyor.
yetmiyor. zaman,
mekan, zihin.
yetmiyor bilgi,
yetmiyor, yetmiyor.

Şunun gibi birşey bu. Önce şu kavramları düşün; bebek, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, sonra bunu sınırlandır.. Kız,kadın,bayan,dişi,hatun.. neydi bunların BÜTÜN ismi. Hah! Hatırladım. İNSAN. Daha geriye git..  VARLIK. Evet sen varlık; gecenin şu saatinde seninle oluşturduğum bu iletişimde sana bir takım ontolojik sorular sormuyorum, fakat bilinç-dışında şuan sorgulatmak bile keyifli. Şey gibi birşey bu sana kocaman bir fil düşünme dedim. -düşün-me dedim gibi. Bendeki bu BULANTI...Sarhoşum demiştim ya. Sarhoş.. tam şu *geniş zamanda kusmuş bulunmaktayım.

Zihnimi üzerine,
tam olarak üzerine
sen okurken kusmus bulunmaktayım.

Teşekkür ederek de

ağzımın kenarını silmiş olayım.


İYİ GECELER!


Popular Posts